|
|
GÜNÜN SÖZÜ |
 |
| |
| |
| |
|
Diyet konusunda detaylı bilgiler için
www.diyetcesitleri.com
dan bilgi alabilirsiniz
Hiç kuşku yokki diyet yapmak çokda sevilen ve neşeli bir uğraş değil,
ancak obezite ile mücadelede ve hayatımızın daha sağlıklı ve mutlu bir
şekilde geçmesi ve formda kalabilmek için başvuracağımız en önemli adres
doğru ve dengeli beslenme ve diyet porgramıdır.
Zayıflamak için başvurduğumuz bir çok yöntemde başarısız oluyor isek
bunun esas nedeni aslında olayı beynimizde bitirmediğimiz içindir,
karşımızdaki düşmanı gözümüzde çok büyüttüğümüz sürece kilo vermek hiçde
kolay olmayacaktır. Öncelikle kararlılığımızı kesin olarak ortaya koymak
ve ben bunu başaracağım demek gerekir, unutmayınki başlamak işin
yaırısıdır, ondan sonrası zaten sizin kontrolünüzde devam edecektir.
Diyet artık bir zahmet olmaktan Çıkıyor. Diyet Uygulamarı Sizi Forma
Sokmak ve Sağlıklı Bir Bünyeye Sahip Olmanız İçin Vardır. Dikkat Edin
Bizim Bahsettiğimiz O Şok Diyetler Değil !
Malum; kıyafetler özgürleşecek, fazlalıklar paltoların ardına
saklanamayacak, kilolar gitmediği taktirde deniz keyfi bir “sendrom”a
dönüşecek...
Hareketsizlik, stres, fast-food ve atıştırma alışkanlığı, uykusuzluk ya
da fazla uyuma, yağlı yiyecekler... Ve maalesef kaçınılmaz bir gerçek
bir gerçek; şişmanlık..
Tüm dünyada gittikçe grafiğini yükselten obezite artık bir hastalık
konumunda. Her beş kişiden birinde mutlaka görülen bu durum, sağlığı bir
hayli tehdit ediyor. Fiziksel aktivitede azalma, beslenme
alışkanlıkları, yaş, cinsiyet (kadın), ırksal faktörler, eğitim düzeyi,
evlilik, doğum sayısı, sigarayı bırakma ve alkol risk faktörleri
arasında.
Dengesiz ya da fazla beslenme beraberinde kalp, tansiyon, damar
tıkanıklığı, kolesterol ve şeker gibi birçok hastalığa davetiye
çıkarıyor.
Kışın alınan kilolar, yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte bir anda
verilmek isteniyor ve çare şok diyetlerde bulunuyor. “1 haftada 5 kilo
vermek” gibi bir mucize olarak görülen kısa süreli diyetler, sağlık
açısından ciddi sorunları da beraberinde getiriyor. Sindirim ve sinir
sistemi bozuklukları, kansızlık, yorgunluk, halsizlik, baş dönmeleri,
bulantı ve kusma bunlardan sadece bir kaçı... Bilinçsiz beslenme,
yetersiz besin öğeleri metabolizmayı bir anda çökertiyor. Kilo kayıpları
yağ yerine su ve kastan oluyor. Metabolizmanın yavaşlaması, verilen
kiloların ve hatta daha fazlasının belli bir süre sonra hızla alınmasına
neden oluyor.
UZMANLARDAN TAVSİYELER....
Diyet çeşitleri zayıflama ve beslenme yöntemleri hakkında diyetisyen
tavsiyeleri ile zayıflamak isteyen bir kişi öncelikle beynini bu koşula
hazırlamalı, bir uzmana başvurmalı ve hedef belirlemelidir. Az, sık ve
öz yemelidir. Uzun vadeli diyetler uygulamalıdır. Kilo almanın temelinde
yatan atıştırma ve hareketsizlik gibi alışkanlıklarından vazgeçmelidir.
Günlük alınan kalori miktarından 500-1000 kalorilik kısmının az alınması
haftada ortalama 1 kilo verilmesini sağlar ve doğru olan da bu ölçüdür.
İstenilen kiloya ulaştıktan sonra mutlaka koruma programına
geçilmelidir.
Unutmayın siz kilolardan daha güçlüsünüz ve bunu başaracaksınız...
“İDEAL KİLO VERME”NİN SIRLARI...
- Yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve vücut analizinize göre
uygun bir beslenme programı takip edin.
- Açlık hissettiğinizde bisküvi, kek, börek vb. gıdaların yerine önce
bir bardak su içmek ve meyve, kepekli kraker, yoğurt, beyaz peynir, kuru
erik, 3-4 adet ceviz gibi hafif ve sindirimi kolay yiyecekler atıştırın.
- 3 ara öğün ve 3 ana öğün yemeyi alışkanlık edinin ve asla aç kalmayın.
- Günde ortalama 45 dakika yürüyüş yapın.
- Günde 8-10 bardak su için.
- Kan şekerini hızla yükseltip düşürmeyen, tokluk hissi veren, kepekli
ve lifli yiyecekleri tercih edin. Üç beyazı (şeker-un-tuz) listenizden
çıkartın.
- Kızartmayı sofranızdan uzaklaştırın, onun yerine ızgara, haşlama ve
buğulama türüne yer verin.
- Uyku düzeninizi dengede tutun. Çok uyku kadar uykusuzluk da kilo
aldırır, çünkü az uyku sinir sisteminin dengesini bozar, stres yaratır
ve bu da paralel olarak atıştırma eğilimlerini arttırır.
- Reçeli kendi öz şekeriyle yapın.
- Alkol alımını azaltın.
- Sigara, kahve ve kafeinli içecekler kan şekerini düşürerek şekerli
gıdalara saldırmaya neden olduğu için bunlardan uzak durun.
- Hazır gıdalar ve asitli içecekleri hayatınızdan çıkarın.
- Zayıflama ilaçlarından kaçının. Çünkü bitkisel zayıflama ilaçları;
vücutta B1 vitamini (thiamin) eksikliğine yol açıyor, karbonhidrat
metabolizmasını etkiliyor, istem dışı göz kayması, yürümede dengesizlik
ve sinirlilik gibi sinir sistemi bozuklukları yaratır.
- Tartılmayı alışkanlık haline getirin ve eğer mümkünse yediklerinizi
not edin.
- Kırmızı et tüketimini en aza indirin, onun yerine belirli ölçülerde
tavuk ve balık tüketin.
- Yiyecekleri çok çiğneyin, porsiyonları azaltın, sofradan tıka basa tok
olarak kalkmayın.
- Meyve ve tatlıyı yemekten yarım saat sonra yemeyi tercih edin.
- Sofranızda “Omega 3” ve “Omega 6”ya yer verin. Omega 3; ceviz, fındık,
soya fasulyesi, lahana, ıspanak, brokoli, marul, kanola bitkisi, soğuk
su balıkları, balık yağı ve Omega 6 da ayçiçeği, mısır, soya ve tahıl
ürünlerinde bulunur.
- Eğer kabızlık sorunu ile karşı karşıyaysanız; bol sebze ve salata
yiyin, spor yapın ve bol su için.
- Ekmek sepetini sofranızda bulundurmayın ve asla televizyon karşısında
yemek yemeyin.
- Katı yağ yerine sıvı yağ kullanın ve et yemeklerine yağ katmayın.
- Mutlaka bir endokrinoloji uzmanına başvurun. Çünkü hormon bozukluğu da
hızlı kilo alma ve gayret gösterilse de kilo verememe gibi sorunlar
yaratır.
O yüzden aşağıdaki hormon değerlerini kontrol ettirin.
Tiroit hormonu: Tiroit bezi T4 ve T3 adlı iki tip hormon salgılar.
Tiroit hormonu azlığı metabolizmayı yavaşlatarak daha fazla kilo
verilmesini önler.
İnsülin hormonu: Bu hormon kanda çok yüksekse kan şekeri düşer. Bu da
şekerli gıdaları daha çok tükemeye neden olur.
Ghrelin hormonu: Mideden salgılanan bu hormon, kilo vermeye başladıkça
kanda artmaya başlar ve kişiyi yemek yemeye yöneltir.
Oreksin: Beyinden salgılanan bu hormon da zayıfladıkça yemek yemeyi
artırır.
Leptin: Yağ dokusundan salgılanan bu hormondaki değişiklikler de kilo
vermeyi önler. Yağ kaybettikçe veya kilo verdikçe kandaki leptin hormonu
düşer. Düşük leptin düzeyleri beyni uyararak yemek yemeyi artırır.
Beslenmnin 10 Altın Kuralı
Beslenme yanlışlarınızın şişmanlık, hipertansiyon, koroner kalp
hastalığı, diyabet, kanser gibi 21. yüzyıl hastalıklarına yakalanma
olasılığınızı artırdığını gösteren kanıtlar çoğalıyor. Sorun sadece çok
yemekte veya aşırı miktarda gıda tüketmekte değildir. Yanlış besin
seçimleri yapmak da önemlidir.
YANLIŞ beslenmemizin pek çok nedeni var. Bunlardan ilki yaşam temposunun
müthiş hızlanması, bu hız ve telaş içinde beslenmenin ıskalanmasıdır.
Hızlanmış hayat, fast-food gıdaların tüketimini körüklüyor. Aşırı kalori
yüklü, vitamin, mineral, flavonoid, antioksidan ve posa fakiri fast-food
besinler ve atıştırmalar sağlığımızın canına okuyor.
REKLAMA KANMAYIN
Yoğun bir reklam bombardımanı tüketiciyi yanlış besin seçimlerine
yönlendirmede daha etkili hale geliyor. Reklamlarla tüketimi artan
yiyecekler elma, üzüm marul, lahana, fasulye veya bakla değil!.. Doymuş
ve trans yağlarla yüklü, şeker ve tuz deposu, kalori zengini, sağlığa
yarardan çok zarar getiren hazır-paketlenmiş besinlerin tüketimi,
reklamların etkisiyle daha da artıyor. Bu tür besinlerin renkli, parlak
ve etkileyici ambalajlarda sunulması ve oldukça çekici hale getirilmesi
de önemli bir etken. Özellikle atıştırmalık olarak pazarlanan gofret,
çikolata , bisküvi, şekerleme ve cipslerin isimleri de paketleri de
müthiş etkileyicidir.
LEZZET TUZAĞI
Yanlış besinlere yönelmenin arkasında başka faktörler de var. Bunlara
lezzet unsurunu da eklemek gerekiyor. Hazır gıda üreticileri,
ürünlerinde sağlıktan çok lezzet faktörüne önem veriyor. Bu ürünlerde
bol bol kullanılan "yağ, şeker ve tuz" üçlüsünün oluşturduğu lezzet
üçgeninin içine bir kez girdiniz mi çıkmanız oldukça güçtür. Bu
besinler, yağları, tuzları ya da ihtiva ettikleri şeker miktarları
yükseldikçe daha kolay satılıyor. Zararlı değilseler bile sağlığa
yararlı olmadıkları kesin olan bu tür besinlerin tüketimini arttıran
daha pek çok etken var: Bu ürünler doğal olanlara oranla çok daha kolay
bulunabiliyor ve çok daha ucuzlar. Bir simitten bile ucuza
alabileceğiniz gofretler, bisküvi ve cipsler her an her yerde kolayca
bulabiliyorsunuz. Üstelik bunları okul, işyeri veya köşe başlarındaki
paramatik kurgulu makinalardan kolayca temin etmeniz mümkün.
BESLENME EĞİTİMİ
Eğitim noksanlığı da önemli bir etken. Okullarımızda beslenme dersi yok.
Öğrencilerimize beslenmeyle ilgili herhangi bir eğitim verilmiyor. Tıp
fakültelerinde bile "beslenme-sağlık ilişkisi" yeteri kadar
öğretilmiyor. Kısacası ilkokuldan üniversite sonuna kadar eğitim
müfredatımız beslenme konusunu "es" geçiyor. Beslenme bilgisi ve bilinci
fakiri çocuklarımız ve gençlerimiz, anne baba, nine ve dedelerimiz
beslenmeyi sadece karın doyurmaktan ibaret bir süreç zannediyor.
SAĞLIK İÇİN BESİN
Lezzet odaklı beslenme eğilimi besinleri birer tatmin ya da keyif aracı
haline getiriyor. Sebze ve meyvelerin, tahılların, bakliyat grubunun
önemini yeteri kadar bilenimiz pek az. Besinleri sadece karın doyurmak,
enerji ihtiyacımızı karşılamak ve keyif almak-lezzet tatmak için
tüketiyoruz. Onların gelişmemizi, büyümemizi, kırılıp dökülen
yanlarımızı tamir etmemizi sağladıklarından da, yeni hücreler, dokular
üretmek, sağlığımızı koruyup güçlendirmek için kullandıklarından da (ne
yazık ki) habersiziz.
BESLENMENİN ANLAMI
Eğer sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürmek istiyorsak işe nasıl
beslendiğimizi sorgulamakla başlamalıyız. Kilo fazlalığı ve
şişmanlıktan, kalp hastalığı, inme şeker ve tansiyondan korunmak,
kansere karşı güçlü bir koruma duvarı oluşturmak için buna mecburuz.
Doğru besinlere yönelmek, onları yeterli miktarda, dengeli oranlarda ve
uygun bir çeşitlilik zenginliği içinde tüketmek çok önemlidir. Sağlıkla
ve huzurla yaşlanmak istiyorsak karbonhidrat, protein ve yağları tanımak
ve onları uygun miktarlar ve oranlarda nasıl tüketeceğimizi bilmemiz
gerekiyor. Doğru protein, karbonhidrat ve yağların neler olduğunu
öğrenmemiz ihtiyacımızdan fazla enerji yüklenmememiz, antioksidan
vitamin, mineral ve posa zengini gıdalara yönelmemiz bir zorunluluk
haline geliyor. Beslenmek karın doyurmaktan daha fazla anlamlar taşıyan
sihirli bir kelimedir. Sağlığımızı yanlış kötü veya iyi yönde etkileyen
en önemli seçim yaşam tarzı seçimidir. Beslenmeyi ciddiye alın!
ÖNEMLİ BESLENME YANLIŞLARI
Kolalı, meyveli ve şekerli içecekleri fazla tüketmek
Hazır tatlı-tuzlu-yağlı atıştırmaları sık yemek
Doymuş yağların (margarin, tereyağı ve diğer hayvansal yağlar) yoğun
olduğu besinlere yönelmek
Tuz ve şeker yüklü gıdalara ağırlık vermek
Fast-food ürünlere (burgerler, patates kızartması) öncelik vermek
Aşırı miktarda besin tüketmek
Tek yönlü beslenmek
Öğün atlamak
DİKKAT...
Beslenirken bunları unutmayın
1- Ne zaman nerede ve ne yiyeceğinizi şansa bırakmayın. Düzgün bir yeme
düzeniniz olsun.
2- Yiyeceklerinizin enerji miktarlarını dikkate alın. Aşırı kalori yüklü
gıdalardan uzaklaşın.
3- Tuzlu, yağlı ve şekerli gıdalardan uzak kalın.
4- Doğal besinleri tercih edin. Hazır gıdaları seçerken etiketlerini
(içeriklerini ve son kullanım tarihlerini) dikkatle inceleyin.
5- Sofradan doymadan kalkmayı alışkanlık haline getirin.
6- Aşırı gıda tüketmeyin. Fazla yemenin 21. yüzyıl hastalıklarını
hazırlayan iki temel faktörden biri olduğunu (diğeri hareketsizlik ve
tembelliktir) unutmayın.
7- Ana ve ara öğünleri atlamayın. Ara öğünlerde sağlıklı atıştırmalar
tüketmeye özen gösterin.
8- Diyet tuzaklarına yakalanmayın. Diyette olmaktan, diyet yapıp
zayıflamaktan, özel diyetlerle form tutmaktan fayda ummayın. Bugün, bu
hafta veya bu ay "diyette olma"nın bir başka gün, hafta veya ayda "diyet
yapmamak" anlamına geldiğini hatırlayın.
9- Yatağa girerken veya gece uyanınca bir şeyler atıştırmayı bırakın.
10- Stresli, endişeli, üzgün veya kızgınsanız yemeğe başlamayın.
Bu savaşı kilolar değil siz kazanacaksınız!!!
Diyet konusunda detaylı bilgiler için
www.diyetcesitleri.com
dan bilgi alabilirsiniz
ONLİNE HABER BÜLTENİNİZ
, SON DAKİKA HABERLERİ
Aradığınız her şey
takvimde...
|